Bürokrat, aylık yönetim ve aktüalite dergisidir.
Logo
Burokrat Dergisi

BAŞKANLIK SİSTEMİ VE YENİ TÜRKİYE

adnan demirelSon yıllarda ülkemizde siyasi ve idari sistemde kapsamlı reform talepleri sıklıkla dile getirilmektedir. Türkiye’de sistemsel bir sıkıntı olduğu ve bu sistemin ülkeyi taşıyamadığı aklıselim ve sağduyu sahibini herkesin kabul ettiği bir vakıadır. Bu nedenle; Başkanlık, Yarı-Başkanlık, Türk tipi Başkanlık ve diğer karma rejimler arayışları ve tartışmaları en önemli gündem maddelerimizden biri olmaya devam ediyor. Hızla değişen dünya ve toplumsal koşullar bütün dünyada olduğu gibi bizde de “yönetilebilirlik” sorununu gündeme getirmiştir. Bu nedenle; iyi ve sağlıklı işleyen bir yönetimin ve yönetim sisteminin sağlanabilmesi gerekmektedir.  Sistemin doğasından kaynaklanan çarpıklığı gidermek için yeni bir anayasa ve yeni bir siyasal sisteme ihtiyaç vardır. Sonuç olarak bu sistem değişikliği anlamına gelmektedir. Sistem değişikliği kaçınılmaz bir hal almıştır. Bu sistemle ülkeyi yönetmek güçleşmiştir.

Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi aslında değişimin fiilen başladığı anlamına gelmektedir. Ülkemiz başkanlık sistemi yönünde evrilmektedir. Çekincelerimiz olmakla beraber Başkanlık sistemine geçilmesini bizde doğru buluyoruz. Yıllardır söylenilen kamu yönetimi reformu yeni anayasa çerçevesinde çözüme kavuşturulmalıdır. Demokratik ve etkin yönetimin sağlanması buna bağlıdır. Yönetimde çok başlılık giderilmelidir. 7 Haziran 2015 seçimlerinin Yeni Türkiye perspektifi için olmazsa olmaz öneme sahip olduğu sağduyulu vatandaşlarımız tarafından da kabul edilmektedir. Herkes Misak-ı Milli anlayışı çerçevesinde bu yeni sürece katkı vermelidir.

Teşkilât-ı Esasiye Kanunu ile ilk Anayasa’mızı ve ilkelerini belirleyen ilk meclisimiz gibi Yeni Türkiye Büyük Millet Meclisi de; Yeni Türkiye’nin yol haritasını çağdaş, demokratik ve insani değerleri öne alan  “hukuk devleti” temeline oturtmalıdır. İnsanlığın refahı ve huzuru için en yüksek seviyede  “insani ve iktisadi gelişimi”  sağlayacak kurucu çalışmayı yapmalıdır. Bu meyanda, Yeni Meclis’in bu ülkeye ihtiyacı olan yönetimde istikrarla birlikte temsilde adaleti de dikkate alan çağdaş ve demokratik bir “Seçim Yasası” ve yönetimde katılımı ve parti içi demokrasiyi dikkate alan bir “Siyasi Partiler Kanunu” kazandırmak boynunun borcudur. Başkanlık Sistemi’nin sağlıklı işleyebilmesi için Seçim Sistemi ve Parti Sistemi’nin Yeni Anayasa’da sağlam temellere oturtulması gerekecektir. Siyasetin önünü açmanın yolu buradan geçmektedir. Meclisimizi gençleştirsek bile zihniyeti değiştirmeden sistemi kalıcı olarak değiştiremeyiz.

Yeni Meclis, öncelikle bu milletin bedenine ve gelecek tasavvuruna uygun bir anayasa yapmakla mükelleftir. Akabinde, Başkanlık Sistemi ve ülkemizin ertelenmiş ve çözülmemiş müzmin sorunlarını ortadan kaldırmak durumundadır. Çözüm süreci ülkenin birliğini, bütünlüğünü ve egemenliğini tehlikeye atmadan demokratik yollarla mutlaka nihayete erdirilmelidir. Cadı kazanı gibi kaynayan bölgemizde bir istikrar ve barış adası olmayı sürdürmek zorundayız. Bu nedenle iç barış ve huzuru sağlayacak kardeşlik projesi mutlaka ve bütün engellemelere rağmen devam etmelidir. Türkiye bölgesi ve İslam Dünyası için rol modeldir ve bu vasfını devam ettirmelidir. Biz bölgemizde ve dünyada “insanlığın vicdanı olma” vazifemizi dünya durdukça sürdürmeliyiz. Bu tarihin bize yüklediği bir misyondur. Bu nedenle her alanda ülkemizde asgari müştereklerimizi artırmak zorundayız. Ülkesini ve hükümetini dış dünyaya şikâyet etme ve dış kaynaklardan yardım umma acizliğine düşen siyasetçi modelinden kurtulmalıyız. İnisiyatif alan, proje ve fikir üreten, ilkeli muhalefet eden ve mücadelesinde insan onurunu rencide etmeyen siyasetçi modeli üretmek zorundayız. İktidarı, muhalefeti ve bütün kurumlarıyla milli davalarımızda tek vücut olabilmek bizi güçlü kılacaktır. Büyük ve güçlü devlet olmanın yolu buradan geçmektedir.

Siyaset bilimcileri, devlet sistemlerini incelerken farklı yöntemler kullanmaktadırlar. Bazıları bütün ülkeler için ortak genellemeler kullanırken bazıları ülkeleri kendi ulusal çerçeveleri ve şartları içinde değerlendirmeyi uygun görmüşler. Bu her iki anlayışta kendi içinde mahzurlar barındırmaktadır. Bizim sistem önerimiz bu iki yaklaşımın arasında bize özgü “Türk tipi bir Başkanlık” sistemidir. Bu yöntem sorununun uzlaştırıcı ve sakıncaları azaltıcı bir yolla çözümlenmesini sağlayacaktır. Ülkemizde sık sık “Başkanlık Sistemi” hakkında diktatörlüğe yol açacağı eleştirileri yapılıyor. Buna mesnet olarak,  “birçok Latin Amerika ülkesinde Başkanlık sisteminin tek adam rejimlerinin oluşmasına yol açtığı” tezi dile getiriliyor. Bu zaviyeden bakacak olursak;  ABD, Meksika ve Brezilya’da diktatörlük olduğunu söylememiz gerekiyor. Bunlar bilimsel temeli olmayan önyargılı açıklamalardır. Temelsiz olduğu kadar, siyasal gerçekleri yeterince analiz etmeden verilmiş hükümlerdir. Bizce, Başkanlık Sistemi diktatörlüğe yol açmaz. Fransız Siyaset Bilimcisi Duverger tarafından kullanılan “Seçimle Gelen Krallar” örnek olarak incelediği ABD, Fransa ve İngiltere’nin krallıkla yönetilen birer monarşiye dönüştüklerine değil de, bu ülkelerdeki yürütmenin başı konumundaki kişilerin, çoğulcu demokratik yapı içerisinde ve demokrasi ve hukukun sınırları ile çevrelenmiş olarak sahip oldukları iktidar toplanmasına dikkat çekmiştir.

Maalesef bu sisteme karşı olanlar şu ana kadar makul hiçbir açıklama getiremediler. Kimileri parlamenter sistemi kutsallaştırarak kökten karşı çıkıyor. Bazı partilerin bu sistemde mevcut anlayışla iktidar şansı gözükmüyor. Buda itiraza temel oluşturan etkenlerden birisini oluşturuyor. Her sistemin kendine özgü artıları ve eksileri vardır. Maalesef konu bilimsel çerçevede tartışmalar yerine, mesnetsiz ve önyargılı kısır çekişmelere dönüştürülüyor. Teknik ayrıntıya girmeden iki sistem temel özelliklerini aktarmak istiyorum. Amacımız genel bir çerçeve çizmektir. İlgilileri konuyla ilgili detayları akademik araştırma, kitap ve uzmanlarından edineceklerdir.

Parlamenter Sistem:

Parlamenter sistemde güçlü iktidar varsa Yasama ve Yürütme birbirinden ayrılmaz bir bütün olarak faaliyet yürütür. Ancak, zayıf hükümetler döneminde yani koalisyon dönemlerinde tam bir çıkmaz vardır. Öyle ciddi bir araştırmaya gerek yoktur. 20 yıllık dönemin incelenmesi halinde Parlamenter sistemin ne olduğu ve ülkenin girdiği krizler açıkça görülecektir. Bu sistemin zafiyeti seçim barajlarıyla giderilmeye çalışılmış, ancak, bu yöntem kısmen başarılı olabilmiştir. Çünkü getirilen seçim barajları yönetimde istikrarı sağlamış olsa da temsilde adalette başarılı olamamıştır.

 Başkanlık Sistemi:

Başkanlık sisteminin 4 özelliğinden bahsetmek mümkündür: Yürütme organının tek kişiden oluşması, başkanın halk tarafından seçilmesi, başkanın yasama organının güvenine dayanmaması, aynı kişinin hem yürütmede, hem de yasamada görev alamamasıdır.

Başkanlık sisteminde yürütmenin gücü, halka dayanmaktadır. Başkanlık sistemi istikrarı sağlamak, güçlü bir yönetim oluşturmak ve demokratik olma bakımından diğer sistemlerden üstün görülmektedir.

Her alanda olduğu gibi bu alanda da bilen bilmeyen herkes ahkâm kesiyor. Bilgi sahibi olmadan kanaat sahibi olmayı seviyoruz. Üzücü olansa, ülkeyi yönetme iddiasında olanların da araştırmadan bu kolay yolu seçiyor olmasıdır. Ne yazık ki, bu durum manipülasyona ve dezenformasyona çok açık bir durumdur. Kamuoyu yanlış bilgilendirmeye tabi tutulabiliyor. Bunu kasti olarak yapanlarla beraber, büyük koroya katılarak bilinçsizce itiraz edenler de var.

Başkanlık Sistemi’nin beraberinde zorunlu olarak federal devlet yapısı veya eyalet sistemini getireceğini, bununla birlikte zorunlu olarak ülkenin bölüneceğini ve federal bir yapının kurulacağını ileri sürmektedirler. Başkanlık sistemi için Federal yapı veya Federal yapı için Başkanlık sistemi bilimsel literatüre göre zorunlu değildir. Yine Parlamenter sistem için üniter yapı veya üniter yapı için Parlamenter sistem bilimsel literatüre göre zorunlu değildir. Günümüzde Almanya gibi parlamenter sistemle yönetilip, Federal devlet yapısına sahip ülkeler vardır. Peru ve Şili gibi Başkanlık sistemini uygulayıp üniter devlet yapısına sahip ülkelerde   vardır.   Türk tipi Başkanlık Sistemi’nde de teorik ve pratik olarak üniter yapımız korunarak, bir eyalet sistemi olmaksızın da rasyonel işleyen bir devlet sistematiği kurulabilir. Türk Modeli Başkanlık Sistemi, eyalet ve bölünme getirmez.

Teorik sistematiğe göre, federalizm bir devlet şeklidir, başkanlık sistemi ise bir hükümet sistemidir. Her ikisi de farklı sınıflandırmaya dayanan kavramlardır. Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, İngiltere, İspanya, Çin, Hindistan, İran, Kanada, Avusturya, İsviçre, Avustralya en bilinen federal devletlerdir. Yeni federal devletlere örnek olarak Rusya Federasyonunu gösterilebilir.

Başkanlık Sistemi’nde seçmen tercihleri bizatihi milli irade olarak ortaya çıkacağından Meclise yansır ve siyasal kutuplaşma asgari düzeye iner. Böylece,  Yeni Türkiye’mizin demokrasi anlayışının özünde, güç birliği, işbirliği, gerçek bir milli irade birliği yer almış olur. Sonuç olarak sistemlerin rasyonel bir zeminde tartışılması gerekir. Parlamenter sisteme kutsal emanet gibi sarılmak yerine, sistemlerin üstün ve zayıf noktaları analiz edilerek yeni bir yönetim modeli getirilmesi kaçınılmazdır. Hiçbir sistem tek başına ne felaket ne de kurtuluş getirir. Yapılan araştırma ve istatistiklere göre birçok açıdan Başkanlık Sistemi’nin pozitif yönlerinin daha ağır bastığı görülmektedir.  Gelişmiş ülkeler Başkanlık sistemi ile yönetiliyor. İstikrar ortamının garantisi Başkanlık sistemidir. Geleceğin büyük ve güçlü Türkiye’sini kurmak istiyorsak, Türkiye’yi üzerine uymayan bu dar elbiseden kurtulmak zorundayız.

Adnan DEMİREL

AYDEF Genel Başkanı

Bir Cevap Yazın

BAŞKANLIK SİSTEMİ VE YENİ TÜRKİYE

Logo

Bu web sitesinde kullanılan ürünlerin tamamı Sistemiki Elektronik™ gözetiminde Bürokrat Dergisi ® 2015 sahiplerine aittir. İzinsiz kullanımlarda yasal süreç işletilecektir.
İlginize teşekkür ederiz.